| |
Arkadaşlar mevcut hükümet vergileri düşürüyormuş. Deniz tükendi, kum bittiği için o kadar çok şeye zam geldi ki. noterde 40TL'ye çıkartılan suret 128 TL oldu. Ev alım satımı %3 iken %3,3 yaptılar. Kadastral ofislerden 20TL'ye alınan haritalar önce 193, şimdi de 300 TL oldu. 40 sent'e ithal ettiğimiz benzin 2,6 usd oldu.
Bizim orduya bağlılığımız, ordumuzun sayesinde rahat ve huzurlu yaşadığımızı kimse inkar edemez. 28 şubat intikamını almaya çalışan, bu arada yargıyı etkisi altına alamayınca aynen YÖKte yaptıkları gibi bir çeşit manevralarla yargıyı kontrol etme gayretinde bir hükümetle karşı karşıyayız.
Bodrum’un 3 boyutlu tanıtım filmini izlediniz mi? bilmiyorum. Geçtiğimiz haftalarda ulusal ve yerel basında da sıkça yer aldı. Hatta bazı yerel haber sitelerinde de hala yer almakta. Bizde Bodrumca olarak Emitt Fuarında gösterime girdiğini ve burada büyük beğeni topladığını haber olarak yayınlamıştık.
Her sabah uyanıp kalkarken hep yanağından öperek gidiyorum işe. Seni hiç uyandırmadan o mis gibi saçlarını koklayıp doğruluyorum yataktan, yastığın hala sen kokuyor. Sonra aynaya baktığımda küçük bir çikolata kırıntısı bulaşığını fark ediyorum dudağımın kıyısına.
Bütün kadınlar çiçek sever. Kimisi bakıp büyütmeyi, çoğalan köklerden büyük çiçek bahçeleri yapmayı; kimi bazı kadınlar ise onlara alınanları sever. Bir vazoya koyup solmalarını beklerler, çöpe atmak için.
Sensiz bir akşamı daha yapıyorum fırtınalardan çıkmış, yılgın ve de baygın bir Bodrum akşamında. Sen gittin gideli inanır mısın hiç bir çiçek kokusu kalmamış sanki bu şehrin.
Eskiyen yıllar mı kendi dönüşümüne sitemsiz akan. Ve bazen de üzerimize yakışmayan zaman. Daha önce de söylediğim gibi; zaman zaten her zaman, akıp gitmekte zaten kimseye bir şey sormadan…
Herkesin her şeyi bildiği bir ülkede yaşamanın onuru içindeyim. Memleketimde insanların nerdeyse konuşamayacakları hiçbir şey yok. Bugün bir spor yorumcusu iken yarın bir siyaset bilimcisi kadar gündem hakkında yorum yapabilirler. Konuşmalarını savunup, bir bilim adamından daha iyi bildiklerini kanıtlamaya bile kalkışabilirler.
Nedendir bilinmez vakitsiz zamanlardaki hercai geliş ve gidişler. Bir siluet çizilir ve giderek netleşir resim. Felaketler ülkesinin topraklarında esasen her anın kaotik yaşandığının farkındalığı, çok da mağrur olmasını sağlamıyor vatandaşlık bağı ile bağlanmışları.
En gizli sevdalarda buluşmuştu yürekleri ve birbirine kenetlenen eller birkaç binyıl öncesinin klasik beğenisiyle kırmızı başlıklı kızın masumiyetine saklanmış hiçlikte idi. Pamuk prensesin baygınlığı bile saflığına dokunamadı elmanın. Oysa elma kendi kabuğunun altında barındırıyordu kirlenmişliğini de dünyanın.
Aslında bilirsiniz ben öle arka arkaya yazı geçmem, iki ay sürer yeni yazıyı yazmam, ama malum, kenar mahalle köşesinden çıkma yazarımız Levent Arkan, ailemizin mektupçusu olma yolunda.
Tam ne yazacağım konusunda düşünürken şöyle bir haber sitelerini gezineyim bakayım, diğer yazarlarımız nelere değinmiş, hangi konuları işlemiş, aynı konuları bende yazıp tekrar tekrar işlemeyelim istedim ki, işte orda koptum.
Uzun, zor ve zahmetli bir yola çıktın bizimle. Benden çokta annenle. Anneni istemeyerek kırdım geçen gün. Onun üzülmesinden dolayı senin de üzüldüğünü tahmin ediyorum çünkü kalbini annenden aldın. Nerden mi biliyorum? Pır pır atıyormuş annen söyledi.
Gücümün Ötesi
Yıkım benim için
Krizdi, ramazandı, bayramdı, seyrandı diyerek bir yaz sezonunun sonuna geldik. Şimdiden belli kış aylarında hepimizi zor günler bekliyor. Bu sezon kimse umduğunu bulamadı. Bulamadığı gibide pek çoğu borç içine girdi. Bunları hepimiz biliyoruz. Burada uzun uzadıya anlatmama gerek yok.