| |
Bütün kadınlar çiçek sever. Kimisi bakıp büyütmeyi, çoğalan köklerden büyük çiçek bahçeleri yapmayı; kimi bazı kadınlar ise onlara alınanları sever. Bir vazoya koyup solmalarını beklerler, çöpe atmak için. Bir defter ya da kitap arasında saklanır bahçelerden çalınan bir dal çiçek.
Kimilerinin aşkları da gülle başlar. Kafelerin içinde, sahilde litrelik su şişelerinde, para kazanmak için göğüslerinde çiçek açan gül satıcıları bir nevi aşk satarlar. Parası olan her erkek belki bir, belki de binlerce aşk alabilir, gönlü göğsü çiçek açmış satıcılardan. Bizim coğrafyamızda bir kesim de böyle aşka başlar. Bodrum da aşk başkadır derler ya, bizim buralarda aşk biraz da başkalarının gönlündekilerden elde edilmiş küçük mutluluklardan ibarettir.
İnsan olmanın da bir yana itildiği düzende kadın olmanın getirdiği gereklilikler vardır. Kadınların âşık olmaları da aşkı yaşamaları da güçtür. Zordur biraz da kadının mutluluğu. Öyle verilen güller, saklanan çalınmış çiçekler de bir yere kadar anlamlı olur kadın için. Yetinmesini hep bilir, ama yetişemez hayatın gerektirdiği gereklilik kiplerinde yaşamaya. Acıdır gerçekler ve kadınlar acı gerçekleri kabul etmektense acı çekmeyi yeğlerler. Belki biraz da yaşamışlık gerekir kadın gibi kadın olmak için. Tabi acın kadar konuş derler masa da, acın kadar belki de varsın bu düzende.
Olmak ya da olmamak der Hamlet, evet belki de asıl mesele budur. Kadınlar ‘olmuş’ olabilmek olgusunda yaşarlar. Hep birilerine, hep bir öncekilerden ayrı ‘BİR ŞEY OLMA’ mücadelesi içinde. Doğumundan bu yana yüklenenler ile yaşamak; aslında biraz da içli yaşlanmak durumundadır.
****
Bir an gelir ki, pencere yapışmış yağmur damlaları gibi yaşamışlığını düşünür. Ardından esen bir rüzgârla kimisinin dağıldığını, kimisinin de kuruyup sadece iz bıraktığını görür. Hiçbir kadın sevmez camda kalan yağmur damlalarının izlerini. Hiçbir kadın sevmez cam silmeyi, ama yine de hep misafirlerden önce silinir salon camlarında kalan damlaların izleri...
Yazı son derece içten olmuş.Sanırım ben biraz geç kaldım yazıya.Yaşamımızı birazda bu tutulmalar...